SARHOS BAYKUS

neyim kimim alttaki linklerde var. ama sunu net söylerim ki:
insan sever bi insanım sadece

son olarak : aslolan hayattır hayat da BEŞİKTAŞ
Sevdiklerim
Takip Ettiklerim
dar kafaligin sonucu elbette meskenet
dunyanin her yeri sana bana memleket
5 milyar yolcu baraber ayni gemide
kara toprak bekliyor senide benide
CARTEL & MAFFAY

  Deron Williams Beşiktaş’ı geçtiğimiz günlerde ziyaret etti ve hala inanamadığım şeyler söyledi. “takımıma (evet aynen my team dedi) playoff ta yardım etmek istiyorum” dedi. Adam zaten sezon başlarında geldiğinde acayip bi performans gösterdi, Iverson gibi yatmaya gelmemişti yani. idmanlarını aksatmadı, saha içinde elinden gelenin en iyisini yaptı en önemlisi Beşiktaş için ter döktü; sadece “NBA’deki lokavt kalkana kadar idmanımı yapayım gerisinden bana ne” demedi, takım ruhuyla mücadele etti, bizi mutlu etti. Bizi dünyaya seyrettirdi. Gittikten sonra da bize ilgisini kaybetmedi twitterdan tüm başarılarımızı kutladı. Kendi sitesinde Beşiktaş’a önemli bir yer verdi.

  Biz daha bunlara bile inanamamışken şimdi de gelmiş “benim takımım” diyor, “yardım etmek istiyorum” diyor, “İstanbul’u çok özledim” diyor. Şaka gibi… 

  Adam resmen iyi Beşiktaşlı çıktı iyi mi…

  Mutlaka oynatmalıyız bu adamı başkan federasyon vs kim ne yapacaksa, bişeyler yapılmalı ve bu adam oynamalı…

  Kısa bir Paranoya… :

  Eğer bu arada Arroyo’nun değeri unutulacaksa; onlar gözardı edilip playoffda (başarılı olursak) Deron sayesinde oldu vs gibi şeyler söylenecekse bu takımın hakkı teslim edilmeyecekse yani, gelmese de olur… Aslında ne Beşiktaşımın taraftarının ne de yönetimin bunu kesinlikle yapmayacağını düşünüyorum ama insanın içinde bi şüphe olmuyor desem yalan…

eğer hayat katlanılmaz diye düşünüyorsan;

bil ki onu katlanılmaz yapan sensin…

hemen silkin ve kendine bir bak, 

sen her zaman çok değerlisin….

yalnizlikmasalcisi:

bir gece
yıldızlar ve gökte dolunay
ılık rüzgar
çimen kokusu

ve bi öpücük.
minik bir dokunuş.
eller ve ellerim
dudaklar ve dudaklarım.

iki ruh tek beden. 

ya da tek ruh iki beden, 

sen nasıl istersen….

BİR SABAH UYANMAK

Bir sabah ellerin cebinde çık evinden
Ceketin iskemleye asılı kalsın
Bekleye dursun dostun
Kahvede
İşe gitmekten de
Bugünlük vaçgeç
Öylece dolaş çiçek kokan sokaklarında
Güzel şehrinin
Yeniden tat gökyüzünü
Ağaçlara selam ver
Apartmanların hatırını sor
Senden başkaları için değil
Bu güzel gün
Mavi gök

Sabahattin Kudret AKSAL
Kutup yıldızına güveniyordu

Kuzeyde bıraktığı yerde

Sabit ve er kişi niyetine …Sağ küreği kırık

Sol kürek tedirgin

Sıkıca kavradıUmutlarının bileğinden

Dalgasına kürek çekmekti Amaç

Kayık şiirinin içinde sadece araç

Yol azığını yokladı

Ve kayığına bindi ..Yanına bir anlam aldı açıldı….
… 

ABD’nin Kurucusu ve Başkanı George Washington 17 Eylül 1796 tarihinde siyasi hayattan çekilirken yaptığı veda konuşması……

”Belirli bir millete sevdayla bağlanmaktan kaçınınız. Başka bir ülkeye nefret yahut sevgi duyguları beslemeyi adet edinen milletler köleleşirler. Kendi görev ve çıkarlarını unuturlar. Zira bir millet ortaklık hayaline kapılarak başka bir millete bağlandı mı, ikincisinin kavgalarına boşu boşuna karışır.

Üstelik ona imtiyazlar tanır. Bu ise kendisinin sömürülmesine yol açmakla kalmaz, başka ülkerin düşmanlığını ve misillemelerini de üstüne çeker. Büyük ve güçlü bir ülkeyle öyle bir ilişki kuran küçük yahut zayıf bir millet, ötekisinin uydusu olmaktan kurtulamaz.

Yabancı entrikaların aleti durumundaki kişiler, güvenini ve alkışını kazandıkları halkı aldatarak, onun çıkarlarını başkalarına teslim etmesini sağlarken, bütün bunlara karşı çıkan gerçek yurtseverler şüpheli duruma düşürülüp lanetlenebilirler”

216 yıl sonra görüyoruz ki hala salağız…

I.

* “Vahidettin, Halife olarak Mustafa Kemal ve generallerinin davranışlarını yasa dışı ilân etti ve kendilerini mahkûm eden fetva çıkardı. Bu belgeyi Yunan uçaklarıyla Türk siperlerinin üzerine attır­dı.”

** Sultan Vahidettin’in bir “Hatt-ı Humayun”u ve hükümetin bildirisi ile birlikte 5 Nisan 1920 günü yayınlanıp dağıtılan ve Şeyh’ül İslâm Dürri-zâde Es Seyyid Abdullah Efendinin imzasını taşı­yan “Fetva-yı Şerife” özetle şu anlamdaydı :

“Anadolu Ulusal Kurtuluş Hareketinin başı olan kişi ve ona uyanlar halifelik makamına ihanet etmiş eşkiyalardır. Bu kişilerin öldürülmeleri ve gerekirse kitleler halinde yok edilmeleri farzdır.

Onlarla çarpışmaya tayin edilen askerler ölür­lerse şehit sağ kalırlarsa gazi olurlar. Eğer bu gö­revden kaçarlarsa günaha girip ve asi olup, bu dün­yada şiddetle cezaya ve ahirette acıklı azaplara hak kazanmış olurlar.”

,* ( Mustafa Kemal ve Uyanan Doğu- Paul Gentizon S. 21) ** (Anadolu ihtilâli - Sebahattin Selek - Sayfa : 81)

Ankara’da ise başta Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi olmak üzere 153 müftünün imzasını taşı­yan karşı fetva kısaca şu anlamdaydı :

“İstanbul işgal altındadır. Düşman kuv­vetlerinin zorlamaları ve kandırmalarıyla olay­lara ve gerçeklere aykırı olarak çıkarılmış olan fetvalar geçerli olamaz. Bu yüzden yurt savun­ması yapan Mustafa Kemal emrindeki kuvvetlerin düşmana karşı yaptığı mücadele farzdır.

Aksi düşünceyi, savunup düşman tarafını, tutarak, İslâm arasında ikilik çıkartarak silâh kullanan müslümanlar dince günahların en bü­yüğünü işlerler.”

II.

* Atatürk, gerçekte en koyu, en ağdalı Osmanlıcayla yetişmesine ve yazmasına rağmen kendi söz dağarcığını sadeleştirip, doğru bildiği bu yol­da ulusuna önderlik etmiştir. Bugün kullandığımız :

“Yatay, yüzey, açı, üçgen, dörtgen, üç düzlemli, düşey, uzay, taban, boyut, kesit, daracı, yöndeş açılar, iç ters açılar, köşegen, yamuk, eğik, çap, yarıçap, yay, kiriş, teğet, ayrıt, izdüşüm, içbü­key, dışbükey, artı, eksi, çarpı, türev…”

Bunlar onun yazdığı küçük bir geometri kita­bından alınma terimlerdir.

* (Türk Dili Dergisi - Mayıs 1981 S. 668)

III.

* “Ülkeyi üç büyük kültür bölgesi olarak düşünmüştü. Birincisi İstanbul Üniversitesi, ikin­cisi An­kara Üniversitesi, üçüncü bölge olarak da Van Gölü kenarında, en güzel yerinde, her tür ilko­kul, ortaokul, lise ve nihayet üniversitesiyle mo­dern bir kültür kenti yaratmak.”

(Paul Gentizon - Mustafa Kemal ve Uyanan Doğu)

IV.

* “Su depolan, kanalizasyonları, yollar, okul­lar, hastaneler… Yalnızca devlet giderleriyle yapılmış bu işler, Osmanlı İmparatorluğunun bütün Anadolu’da 600 yıldan beri yaptığı giderlerden, hizmetlerden daha fazlaydı.”

* (Piorber de Bischoff)

V.

* “Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, kom­şumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez, Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elin­de sım­sıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilir.

Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o za­man Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumu­zun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir.

Hazırlanmak lazımdır. Millet buna nasıl hazır­lanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür. İnanç bir köprüdür. Milletimize inmeli ve olayların böldüğü tari­hîmiz içinde bütün­leşmeliyiz. Onların bize yakın­laşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekli.”

* (Mustafa Kemal Atatürk - 1933)

VI.

*”Uluslararası anlayış ve barış yolun­da çaba harcamış üstün bir kişi, olağa­nüstü bir devrimci, sömürgecilik ve em­peryalizme karşı savaşan ilk lider, dünya barışının öncüsü, insanlar arasında hiç bir renk, din, ırk ayrımı gözetmeyen eşsiz devlet adamı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu..

* (1981 Dünya Atatürk yılı dolayısıyla 1979 yılında Unesco tarafından alınan karar)

ANADOLU DESTANI- Zekeriya Çavuşoğlu

muhtesem bi aksamdan (jagermaister, konyak,bira) sonra sabah hafif bas agrisi… yuzde de kocaman bi gulumseme dostlarla icmek baska guzel…

leyla ile mecnun versiyonu - bu kıza kadar… :-)